Bir bardak çay gibidir hayat…
Ateşin üzerinde kaynamış sıcak suyla demlenirsin. Bekler dinlenir kıvamını alırsın. Bardağa sıcak doldurduğun çayı hemen içersen yanarsın. Sıcak olduğunu bile bile yanınca şaşırır hatta sıcakmış diye afallarsın. Hemen içemezsin. Çok bekletemezsin. Her ağzın dayanabildiği sıcaklık ayarı da farklıdır unutmamalısın. Bazen yalnız içersin bazen yanına katık eklersin. Yazın hararet te keser, kışın içini ısıtır. Bazen tek bardak yeter, bazen bardak içersin doymazsın. Ağzınla içtiğin sıcaklık bacağına dökülse yanarsın. Sen ince belli ararsın fincanda içene şaşarsın…
Hayatta böyle değil mi? Sıcağı sıcağına yakan olaylar sonradan soğuyor. Aslında herkes aynı hayatı yaşarken herkes bardak seçiyor. Her şeyin bir demlenme süresi var. Lezzetin yerine oturması için bir dinlenme süresi var. Canımızın yanma ihtimali çok yüksek olan hayattan bir anda ağzımız yanınca aaa sıcakmış diyoruz. Halbuki hepimiz biliyoruz. Bu hayatta herkesin canı bir şekilde yanar. Demlenmeden lezzet olsun istiyoruz. Emeksiz, zamansız her şey olsun en iyi haliyle olsun istiyoruz. O çayın kaynayan suyun içinde olduğunu bildiğimizden, bile bile soğuk suya çay atmıyoruz.
Biz insanın da pişerek yanarak bir kaynama noktası var. Kaynadı dem alma süresi var. Dem aldı, ağzı yakmayacak kadar sabırla beklemesi var. Çok bekletince tadının kaçma o işten soğuma ihtimali var. Kimi kupa kupa yaşarken hayatı kiminin bir ince belli bardak yeter bana demesi var.
Ne kadar çeşit otlar, olsa da kaynamış suya ihtiyaç duyar çaylar. Hepsinin demlenme süresindeki farklılık yaşadığımız olayların yerine oturmasına benzemiyor mu sizce de?
Her insanın olayı kaldırma potansiyeli ile çayı demli içme potansiyeli gibi değil mi sence de?
Kimi öteki tarafı görünmeyecek koyulukta içer çayı. Kimi kaynamış sularla yumuşatır yine tadı. Ben böyle istemem azcık hayatım tatlansın diye yaşayanda var. Şekeri atıp karşısın diye ekstra emekle karıştıran da var. Aman benimki sade olsun diyerek her şeyi olduğu gibi yaşayan da var.
Velhasıl kelam bir bardak çay içeceğiz şu dünyadan ne ağzı yakmaya gerek var, ne soğutup tat kaçırmaya. Ne de kimin nasıl, neyle içtiği ile kafa yormaya.
Konu nerden nerelere geldi
Yazar, herkese benden çay diye sözü burada bitirdi…







